atölye çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atölye çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mart 2016 Pazartesi
26 Haziran 2014 Perşembe
Minik Mucizeler Akademisi 2013-2014 Sezon Finali
Sene başında çok net olarak söylemiştik tüm velilerimize, sene sonu gösterisi yapmayacağımızı. Başta üzüldüler aslında, malum pek çok aile çocuğunu "sahne"de görmek istiyor. Daha sene başından bu kadar net oluşumuzun sebebi ise çocukları böyle bir strese sokmak istememizin yanı sıra tanımlı ve yetişkinler tarafından belirlenmiş bir programı çocuklara dayatmak istemememizdi. Sene içerisindeki gidişattan yola çıkarak okulun kapanmasına 2 ay kala çocuklardan programda ne yapacaklarına dair fikirler çıkmaya başladı. Sonuçta sene içerisinde öğrendikleri ve aynı zamanda kendi yaptıkları şarkılardan bir mini konser vermeye karar verdiler. Zaten bildikleri ve her detayına hakim oldukları bir repertuvarları olduğu için çocuklar hiç yıpranmadan bu süreci atlattılar.
Bizim özellikle odaklandığımız nokta "çocukların yıpranmaması" noktası idi. Klasik anaokullarında sene sonu programı hazırlıkları ciddi sancılarla yapılır. Çocuklara tüm müfredat bir kenera konarak şiirler ezbeletilmeye, rontlar oynatılmaya başlanır. Tüm bu çalışmalar aynı zamanda evlere de gönderilip okuldaki performans anksiyetesine anne babalar da itinayla dahil edilir. Burada çocukların ne hissettikleri, süreçteki kaygıları, başarılı olma yada olamama gerginlikleri, çevredeki yetişkinlerin "bir programa" aşırı anlam yüklemeleri gibi pek çok şey gözden kaçırılır.
İşte tüm bunlardan çocuklarımızı ve velilerimizi uzak tutmak istedik. Programı planlarken okul genelinde de sürekli vurguladığımız her çocuğun özgün ve özel olduğu noktasından yola çıktık. Tüm seneyi nasıl geçirdiğimizi bir bütün halinde anlatmak istedik. Bunun için "bir sene boyunca neler yaptık" konseptli bir tanıtım filmi hazırladık. Program bu film ile başladı.
Ardından çocuklar sahneye çıktılar. Konserleri yaklaşık yarım saat sürdü. Program başlamadan önce sadece bir kez prova yaptık. O provayı da kendi teknik altyapımızı denemek için yaptık. Çocuklar şarkılarını nerede söyleyeceklerini görmüş oldular böylece. Hatta bu provada yeni solistler oluştu. Çocuklara sahnede ne yapmaları gerektiğine dair herhangi bir talimat vermedik. Şarkılar zaten gayet hakim oldukları ve sınıfta sürekli beraber söyledikleri şarkılardı.
Son bölümde de her çocuğumuz için özel olarak hazırladığımız 2 dakikalık videolar vardı. Yaklaşık 40 dakika bu bölüm sürdü. Her bir çocuk önce videosunu izledi ardından öğretmeninden "tebrik belgesi" aldı. En büyük endişelerimizden biri çocukların bu kadar süre sahnede sıkılmaları durumunda ne yapacağımızla ilgiliydi fakat onlar sahnede gayet eğlendi ve herhangi bir sıkıntı yaşamadık.
Vel hasılı kelam güzel, eğlenceli ve samimi bir program yaptık. Çocuklar çok eğlendi, bu program zihinlerinde gergin ve stresli bir anı olarak değil; eğlenceli ve aydınlık bir hatıra olarak kalacak.
Biz bu seneyi biraz yorgun ama başarıyla tamamladık. Ve sene içerisinde ki "çocuk merkezli eğitim" karizmamızı sene sonu programında da çizdirmedik :)
Sevgilerimizle,
MiMA...
Bizim özellikle odaklandığımız nokta "çocukların yıpranmaması" noktası idi. Klasik anaokullarında sene sonu programı hazırlıkları ciddi sancılarla yapılır. Çocuklara tüm müfredat bir kenera konarak şiirler ezbeletilmeye, rontlar oynatılmaya başlanır. Tüm bu çalışmalar aynı zamanda evlere de gönderilip okuldaki performans anksiyetesine anne babalar da itinayla dahil edilir. Burada çocukların ne hissettikleri, süreçteki kaygıları, başarılı olma yada olamama gerginlikleri, çevredeki yetişkinlerin "bir programa" aşırı anlam yüklemeleri gibi pek çok şey gözden kaçırılır.
İşte tüm bunlardan çocuklarımızı ve velilerimizi uzak tutmak istedik. Programı planlarken okul genelinde de sürekli vurguladığımız her çocuğun özgün ve özel olduğu noktasından yola çıktık. Tüm seneyi nasıl geçirdiğimizi bir bütün halinde anlatmak istedik. Bunun için "bir sene boyunca neler yaptık" konseptli bir tanıtım filmi hazırladık. Program bu film ile başladı.
Ardından çocuklar sahneye çıktılar. Konserleri yaklaşık yarım saat sürdü. Program başlamadan önce sadece bir kez prova yaptık. O provayı da kendi teknik altyapımızı denemek için yaptık. Çocuklar şarkılarını nerede söyleyeceklerini görmüş oldular böylece. Hatta bu provada yeni solistler oluştu. Çocuklara sahnede ne yapmaları gerektiğine dair herhangi bir talimat vermedik. Şarkılar zaten gayet hakim oldukları ve sınıfta sürekli beraber söyledikleri şarkılardı.
Son bölümde de her çocuğumuz için özel olarak hazırladığımız 2 dakikalık videolar vardı. Yaklaşık 40 dakika bu bölüm sürdü. Her bir çocuk önce videosunu izledi ardından öğretmeninden "tebrik belgesi" aldı. En büyük endişelerimizden biri çocukların bu kadar süre sahnede sıkılmaları durumunda ne yapacağımızla ilgiliydi fakat onlar sahnede gayet eğlendi ve herhangi bir sıkıntı yaşamadık.
Vel hasılı kelam güzel, eğlenceli ve samimi bir program yaptık. Çocuklar çok eğlendi, bu program zihinlerinde gergin ve stresli bir anı olarak değil; eğlenceli ve aydınlık bir hatıra olarak kalacak.
Biz bu seneyi biraz yorgun ama başarıyla tamamladık. Ve sene içerisinde ki "çocuk merkezli eğitim" karizmamızı sene sonu programında da çizdirmedik :)
Sevgilerimizle,
MiMA...
13 Kasım 2013 Çarşamba
Hata Yapabilmek Üzerine!
Çocukların hata yapabilmeleri üzerine çok konuşuyoruz son günlerde. Hem kendi hayatımızda
hem de velilerimiz ve öğrencilerimiz özelinde
çok gündeme geliyor. Bazı veliler çok rahatken bazıları çok endişeli ve korumacı olabiliyor. Annelerin yapısal özellikleri birebir yansıyor çocuklara.
Çok eleştirmek, en mükemmeli beklemek, hataya tahammül gösterememek yerine; konuşabilmek, elinden gelenin en iyisini
yapmasını beklemek ve tekrar tekrar denemeye yüreklendirmek yönünde
desteklememiz gerekiyor çocukları. Ancak bu şekilde kendisiyle barışık ve mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. Bu güven hayatlarında ki pek çok şeyden daha önemli. Iyi arkadaşlıklar kurabilmeleri, iç dengelerini sağlıklı bir şekilde oluşturabilmeleri, mutlu olabilmeleri, ümitsiz olmamaları, denemeye ve yeni
tecrubelere açık bir birey haline gelebilmeleri bu güven duygusu ile birebir bağlantılı.
Kendine güven duygusunun okul öncesi ve ilk okul süresince
temellendiğini göz önünde
bulundurursak hem okulun hem de ebeveynlerin bu dönem için özel bir hassasiyet
göstermesi önemlidir.
Okulda çocuğun kendisini ifade etme şekli, ilgi
alanları, ses tonu gibi pek çok şey bize çocukların öz güveni ile ilgili ciddi ip uçları veriyor. Özgüveni düşük bir çocuğa okul doğru şekilde yaklaşıp bu yönde çalışırsa onu belli bir yere getirebiliyor. Fakat tam olarak
istediğimiz noktaya
gelebilmesi için ebeveynlerinde okul ile iş birliği içerisisnde
olması şart. Zaman zaman
ebeveynler eleştirilmekten çok
korkuyorlar ve ciddi savunma mekanizmaları geliştirebiliyorlar. Bu noktada her iki tarafında, hem okulun
hem de ebeveynlerin, bunu bir sorun olarak görmesi gerekiyor.
Öz güven eksikliği ile ilgili çocuklarla yapılabilecek pek çok şey var, bunlarlar bazılarını aşağıdaki
metinlerden çocukların dilinden okuyabilirsiniz.
“Babam
bana kriket oynamayı çok küçükken öğretti. Şu anda tam olarak hatırlamıyorum ama galiba
iki yaşlarındaydım. Şimdi ise 7. Sınıf Kriket Takımı’nın kaptanıyım
ve kendimi harika hissediyorum. Yeni bir okula başlamak ve bir konuda iyi olmak benim için çok güzeldi. Krikette iyi olmam
bana bir sürü arkadaş kazandırdı. Özellikle takıma girmek
isteyen çocuklar bana iyi davrandılar. Matematik, İngilizce ve diğer bir takım derslerde çok iyi olmadığım için okulda kendimi biraz aptal gibi
hissedebilirim diye endişeleniyordum. Ama herkes beni kriket takımının
kaptanı olarak tanıyor ve bu benim için her şeyden önemli.”
Stuart, 11 yaşında.
“Annem
beni hep diğer çocuklarla kıyaslıyor. Mesela dil bilgisi sınavından
10 üzerinden 8 alsam hemen kimin 10 aldığını soruyorlar. Artık bu testlerden onlara
keşke hiç bahsetmeseydim diyorum çünkü testte iyi yaptığımı düşünsem bile hiçbir zaman onlara yetecek kadar iyi olmuyor.
Bu durum yüzünden kendimi çok kötü hissediyorum. Acaba her hafta 10 üzerinden
10 alsam yine de eleştirecek bir şey bulurlar mı diye bazen merak ediyorum.
Okulu bitirmek için sabırsızlanıyorum, ama eğer bu tür baskılar yaşmaya devam edeceksem üniversiteye gitmek istemiyorum. Üstelik onlara ne
hissettiğımi anlatırsam muhtemelen azar işiteceğimi de düşünüyorum.”
Troy, 11 yaşında
“Annemle
birşeyler yapmayı seviyorum, çünkü hata yapsam bile umursamıyor.
En çok tatlı yapmayı, iskambil oynamayı ve ondan şarkı öğrenmeyi seviyorum. Ben bir şeyi yanlış yapınca annem ve ben gülüyoruz. Bazen annem hata yaptığında da biz onu gülüyoruz. Yeni bir şeyler yapmak çok eğlenceli. Bir şey yaparken çok iyi olman gerekmiyor, çünkü
deneye deneye daha iyisini yapıyorsun. Ben bir şeyi yapmaktan hoşlanmıyorsam artık onu bir daha yapmıyoruz.”
Alicia, 6 yaşında.
Çocukların buradaki ifadelerinden bir dünya yapılacaklar
ve yapılmayacaklar listesi çıkarabiliriz. Ama öncelik sabırlı olmak ve mukayese
etmemek. Kardeş kıskançlığından özgüvene, arkadaş ilişkilerinden okul başarısına pek çok şey çocuğun başkaları ile mukayese edilmesinde etkilidir.
Çocukların mükemmel olmaları gerekmediğini, temiz ve titiz olmanın “iyi çocuk”
olma ile alakalı olmadığını, deneye
deneye daha iyi yapabileceklerini onlara sık sık vurgulamamız gerekiyor. Eleştirinin onları ilerletmekten daha çok
gerilettiğini bizim sık
sık kendimize hatırlatmamız gerekiyor.
Hiçbir şeyi sorgulamayan değil soru soran
çocuklar, herşeye tamam
diyen değil yeri geldiğinde tavrını koyabilen çocuklar
istiyoruz. Düşüncesini
kimseyi incitmeden söyleyebilen, çözüm üretebilen ve sağlıklı ilişkiler kurabilen çocuklar istiyoruz.
Öz güveni olan çocuk eşittir mutlu çocuk.
Öz güveni olan çocuk eşittir başarılı çocuk.
Öz güveni olan çocuk eşittir üretken çocuk.
Daha fazlasına gerek var mı?
Psikolog Beyza YAŞAR
Not 1: Bu konuda çocuklarla okunabilecek kitaplardan biri “Hiç
Hata Yapmayan Kız” 1001 Çiçek Yayınları. Yazan – Mark Pett, Gary Rubinstein
Not 2: Yukarıdaki örnekler Boyut Yayınlarından çıkan ve
Hilary Pereira’nın yazdığı “Arkadaşım Olur Musun?” adlı kitaptan alıntıdır.
6 Ağustos 2013 Salı
Kitap * Bay Morris Lessmore'un Uçan Kitapları
Öyle güzel, öyle naif bir kitap ki anlatamam. Bir
canım arkadaşım getirdi geçen hafta kitabı. “ Benim hoşuma gitti, senin de beğeneceğini
düşünündüm” dedi. Kitabın konusu isminden de anlaşılacağı üzere kitaplar.
William Joyce yazmış Joe Bluhm ile beraber resimlemişler. William amca hem
hikaye hem de çizim konusunda oldukça yetenekli bir şahsiyet. “Başka neler yapmış
neler” diye bakınırken “Oyuncak Hikayesi”nin kahramanlarını da onun çizdiğini öğrendim.
Yetenekli bir kişilik yani!
Şunu mutlaka belirmeliyim ki; kitaplar, onların
bizim dünyamıza kattıkları, hikayeler, renkler, resimler, hayatlar, harfler
gibi daha pek çok kavram ve anlatım var kitapta. Kitaplar siyah beyaz hayatlarımızı
renklendiriyor aslında. Bize yeni hayatların kapılarını açıyor, biz bu şekilde
başkalarının hayatlarına dokunuyor ve yaşıyoruz.
Ben tabii ki ilk testi kendi kızımda yaptım
-her zaman ki gibi-. Kitap kısa olmamasına rağmen sabırla dinledi. Birkaç soru
sordu; “Neden baston kullanıyor?” (Morris baston kullanıyordu), “Neden daha
okumuyorsun?” (Çünkü kitap bitmişti) gibi. En çok kitapların uçma fikri hoşuna
gitti. Yürüyen, dans eden ve hatta uçan kitaplara epeyce kafa yordu.
Bizim kız üç yaşını yeni bitirdi. Yani kitabın
hitab ettiği yaş grubunu buradan çıkarabilirsiniz. Ben pek kitap tanıtımlarında
ki yaş kriterine uymuyorum kızıma kitap okurken. Önemli olan iyi illüstrasyonlu
ve hikayesi sağlam bir kitap olması. Bir de çook uzun olmaması tabi.
Bu arada kitabın bir de animasyon filmi var. Harika
bir şey. Aşağıdan izleyebilirsiniz. Allahım o kütüphane, Morris’in gölgesinde
oturduğu o büyük ağaç, ciltli kitaplar daha ne güzellikler; anlatmak zor. Hem
kitabı, hem de filmi tavsiye ediyorum herkese. Sadece çocuklara değil yani :)
Kitabın arka kapak yazısı;
“ Herkesin bir hikayesi vardır ve tüm hikayeler önemlidir. Bay Morris
Lessmore kelimeleri, hikayeleri, en çok da kitapları severdi. Bir gün
beklenmedik bir biçimde Morris’in dünyası darmadağın oldu. Kelimeleri hatta
harfleri bile uçup gitmişti. Birden ışık parladı gökyüzünde, ona şans getirecek
bir ışık! Mavi gökyüzünde kanat çırpan kitaplar gördü. Uçan kitaplardan birinin peşine
takıldı ve ... "
Psikolog Beyza YAŞAR
22 Mayıs 2013 Çarşamba
Yaşasın Yaz Tatili!!..
Vee Yaz Okulu programımız belli oldu!.. Okullar kapanır kapanmaz
yaz moduna geçiyoruz. çok keyifli bir program oluşturduk. İlk beş haftalık planımız
aşağıda. Eğlenceli bir yaz bizi bekliyor!..
17 Haziran – 13 Eylül YAZ DÖNEMİ SINIF PROGRAMI
11:00 – 12:00 - Sabah Sporu + Nefes Egzersizleri + Bahçe
12:00 – 12:45 - Öğle Yemeği
13:00 – 14:30 - Haftanın teması – Sanat Atölyesi / Proje
14:30 – 15:00 - Değerler Eğitimi
15:00 – 15 20 - İkindi kahvaltısı
15:30 – 16:00 - Atölye Çalışması/ Serbest Oyun zamanı
Haftanın 1 günü Sanat Atölyesi 11.00 - 12.30 saatleri arasında
Idealtepe 50. Yıl Korusuna gercekleştirilecektir.
Yapılan araştırmalara göre çocuklar açık havada, özellikle koru gibi büyük
ağaçların olduğu mekanlarda daha kolay ögrenebilmekte ve enerjilerini daha
kolay boşaltabilmekteler. Bu sebeple hem atölye çalışmalarını destekler
nitelikte olduğundan, hem de malzeme toplama, ayrıştırma, doğa döngüsünü anlama
gibi sebeplerle doğa derslerimizi yapmaktayız. Aynı zamanda çevresindeki
dünyaya duyarlı ve doğa dostu çocuklar yetiştirmek de bizim için oldukça önemli.
Bahçe ve serbest oyun zamanlarında su oyunları ve top oyunları gibi
fiziksel hareket ve açık hava gerektiren oyunlar tercih edilecektir.
HAFTA HAFTA KONULARIMIZ;
1. Hafta – Çevremdeki Kurallar – Annemin elinden neden tutmalıyım?,
Trafikte bir minik olarak sorumluluklarım nelerdir?, Evde
ben neler yapabilirim?
2. Hafta - Denizler & Okyanuslar – Deniz neden
tuzludur?, Dalga nasıl oluşur?, Kum nasıl oluşur?,
Tsunami nasıl meydana gelir?, Kabuklu deniz hayvanları nasıl oluşur?,
3. Hafta – Ağaçlar ve Bitkiler – Çiçekler neden açılıp kapanır?, Sera
etkisi nedir?, Ağaçlar neden sonbaharda yaprak döker?, Yüksek dağlarda neden
ağaç olmaz?, Otlar neden yeşildir?,
4. Hafta – Hayvanlar – Filler neden kocamandır?, Tavuklar neden
yumurtlar?, Kediler karanlıkta görmeyi nasıl başarır?, Balıklar nasıl
nefes alır?,
5. Hafta – Havada neler oluyor? – Rüzgar nasıl oluşur?, Yağmur nedir?,
Bora nasıl meydana gelir?, Hortum nasıl meydana gelir?
Gibi soruların cevaplarını bulacağız. Ve bu bilgileri sanat atölyesinde
yapacağımız projelerle birleştireceğiz. Yaz okulu programına katılacak çocukların
yaş aralıkları farklılık gösterdiğinden, her yaşa hitab eden bir içerik
oluşturduğumuzdan emin olabilirsiniz.
Not: Göztepe - Pendik arası tüm güzergahlara öğrenci servislerimiz
mevcuttur.
9 Mayıs 2013 Perşembe
burdayız..
Epey zaman olmuş blogu ihmal etmişiz. yoğun ve gidiş gelişli günler geçiriyoruz.
Neler yaptık?
İtalya'da ilüstrasyonlu çocuk kitapları fuarına gittik, amerika'ya
malzeme ve fikir toplamaya gittik, bu arada yazamadık bir süredir. kitap fuarıyla
ilgili bir yazı da hazırlanıyor. çok keyifli günlerdi ve ülkemizdeki çocuk
kitaplarına bakışla ilgili epey bir ders çıkardık.
Okullar arası dialog
Palet Montessori ile görüşmeler yaptık. Birbirimizi tanımak ve tecrübelerden
faydalanmak adına çok keyifli bir görüşme oldu. sistemimiz bire bir aynı olmasa
da genel mantalite ve çocuk yetiştirmekteki anlayışımız birbirine paralel olduğundan
fikir alışverişleri çok verimli geçti.
Okulda günler nasıl geçiyor?
Okulda her şey yolunda çok şükür. Ayın konusu ve proje hızla ilerliyor.
her gün yeni fikirlerle gelişiyor dünyamız. Oyun grubumuzdaki bıdıklar her gün
keyifle geliyorlar. hatta anneleri yolcu etmeyi unutup sınıfa koşanlarımız var
:)) Yeni sezon kayıtları başladı. Şimdiden kayıt aldık, tanıştık yeni
mucizelerle :)
Dikkat dikkat!..
bu arada bundan hiç bahsetmedik sanırım ama sınıf kontenjanlarımız çok yüksek
değil ve iki yaş grubu yani iki sınıfımız var sadece. sınıf mevcutlarını
esnetmeyi de düşünmüyoruz. bu sebeple erken kayıt hem fiyat olarak hem
kontenjan açısından çok avantajlı! :) kaçırmayın derim ;)
Psikolojik danışmanlık ve seminerler
Psikolojik Danışmanlık merkezi faaliyete başlıyor. Çocuk, ergen, yetişkin
ve hatta yaşlı, aile ve ilişki terapileri için kadromuz oluştu. Eğitim koçluğu
hizmetimiz var. seminer salonumuz mevcut. ve dışarıdan kullanıma da açık. danışmanlık
merkezimizi özellikle belli etkinlikler için mekan arayan ve bu imkansızlıktan
dolayı harekete geçemeyen kişilerin kullanımına verebiliyoruz. seminer
salonumuzda ağustostan itibaren düzenli veli seminerleri düzenleyeceğiz ve
konuklar ağırlayacağız. tabii danışmanlık merkezi girişi anaokulundan tamamen
bağımsız. endişeye mahal yok :))
Yaz planları...
Yazın da boş durmayacağız. yaz okulu planımız şekillendi. ancak velilerimizin
de ortak kanaati ramazan ayında olmaması yönünde oldu. biz de agustos ayında, çocukların
en sıkıldığı dönemde onları biraz ferahlatalım diye düşündük. beş haftalık,
yeni sezon öncesi hem alışma hem de eğlence içerikli çok yormayacak hafif bir
program hazırladık. detayları önümüzdeki hafta paylaşacağız.
yani blogda bir şeyler paylaşmadık ama boş da durmadık :)) facebook üzerinden
de bizi takip edebilirsiniz. nerden bulacağım demeyin buraya
tıklayın.
Hala yerimizi görmeye
gelmeyenlere de sesleniyorum buradan. kahve içmeye bekleriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

